Geçmişte bu tür soruların yanıtını öğrenmek için çoğunlukla bir sağlık çalışanına başvurmak veya güvenilir bir sağlık kaynağına ulaşmak gerekiyordu. Bugün ise telefonumuzu çıkarıp birkaç kelime yazmamız yeterli.
Saniyeler içinde yüzlerce sonuç karşımıza çıkıyor.
Sorun artık bilgi bulamamak değil. Tam tersine, çok fazla bilgi arasından hangisinin güvenilir olduğunu anlayabilmek.
Sağlık söz konusu olduğunda bu ayrım diğer pek çok konudan daha önemli. Çünkü yanlış yorumlanan bir ekonomi haberi düşüncemizi etkileyebilir; yanlış yorumlanan sağlık bilgisi ise doğrudan davranışlarımızı değiştirebilir.
İnternette okuduğumuz bir içerik nedeniyle gereksiz endişeye kapılabilir, gerçekten değerlendirilmesi gereken bir belirtiyi önemsiz görebilir veya bilimsel kanıtı bulunmayan bir ürüne yönelebiliriz.
Bu nedenle dijital çağda sağlık okuryazarlığının temel sorusu bana göre artık “Bilgiye nasıl ulaşırım?” değil.
Asıl soru şu:
Karşıma çıkan sağlık bilgisinin güvenilir olup olmadığını nasıl anlayabilirim?
Arama Motoru Muayene Odası Değildir
İnternette sağlık araması yapan hemen herkes benzer bir durumla karşılaşmıştır.
Oldukça sıradan olabilecek bir belirtiyi aratırsınız ve birkaç dakika sonra çok ciddi hastalıkların isimlerini okumaya başlarsınız.
Bunun önemli bir nedeni, aynı belirtinin çok farklı durumlarda görülebilmesidir.
Baş ağrısı bunun basit bir örneğidir. Tek başına “başım ağrıyor” bilgisi, ağrının nedenini belirlemek için yeterli değildir. Ağrının ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, başka belirtilerin bulunup bulunmadığı, kişinin yaşı, kullandığı ilaçlar ve tıbbi geçmişi gibi birçok ayrıntı değerlendirmeyi değiştirebilir.
Arama motoru ise bunların tamamını bilen bir hekim değildir.
Size benzer kelimelerin bulunduğu sayfaları getirir.
Bu nedenle internet, belirtilerin olası nedenleri hakkında genel bilgi edinmek için yararlı olabilir; ancak kişiye özel teşhis aracı olarak görülmemelidir.
Buradaki fark küçük görünse de son derece önemlidir.
“Bu belirti şu hastalıkta görülebilir” cümlesi ile “Bu belirti varsa sizde bu hastalık vardır” cümlesi aynı anlama gelmez.
Sağlık içeriklerinde en sık yapılan hatalardan biri bu iki cümlenin birbirine dönüştürülmesidir.
Sağlık İçeriğinde İlk Soru: Bunu Kim Söylüyor?
Bir sağlık yazısını değerlendirirken önce içeriğin kendisinden önce kaynağına bakmak faydalıdır.
Metni kim hazırlamış?
Bir sağlık kurumu mu?
Bir üniversite mi?
Uzmanlığı açık biçimde belirtilen bir sağlık profesyoneli mi?
Bilimsel bir kuruluş mu?
Yoksa kim tarafından hazırlandığı belli olmayan bir internet sayfası mı?
Kaynağın güvenilir olması, içerikte hiçbir hata bulunamayacağı anlamına gelmez. Ancak içeriğin sorumluluğunu kimin üstlendiğinin bilinmesi değerlendirme açısından önemli bir başlangıç noktasıdır.
Daha sonra kullanılan kaynaklara bakılabilir.
“Bilim insanları kanıtladı”, “araştırmalar gösteriyor” veya “uzmanlara göre” gibi ifadeler tek başına kaynak değildir.
Hangi araştırma?
Hangi kurum?
Ne zaman yayımlandı?
Kaç kişi üzerinde çalışıldı?
Sonuç gerçekten yazıda ileri sürülen iddiayı destekliyor mu?
Bu sorular özellikle çok güçlü sağlık iddialarında önem kazanır.
Bir içerik “kesin çözüm”, “mucize yöntem”, “doktorların söylemediği gerçek” veya “tek yöntemle bütün sorunlardan kurtulun” gibi ifadeler kullanıyorsa daha dikkatli yaklaşmak gerekir.
Tıp çoğu zaman bu kadar basit değildir.
Bir Araştırma Her Şeyi Kanıtlamaz
Sağlık haberlerinde sık karşılaşılan sorunlardan biri tek bir araştırmanın nihai gerçekmiş gibi sunulmasıdır.
Yeni bir çalışma yayımlanır ve kısa süre sonra şu tür başlıklarla karşılaşabiliriz:
“Bu yiyecek ömrü uzatıyor.”
“Bu alışkanlık hastalık riskini ortadan kaldırıyor.”
“Bilim insanları kesin çözümü buldu.”
Oysa bilimsel araştırmanın gücü, çalışmanın tasarımına göre değişir.
Örneğin gözlemsel bir araştırmada iki durum arasında ilişki bulunması, bunlardan birinin diğerine kesin olarak neden olduğunu göstermeyebilir.
Bir grup insanın belirli bir besini daha fazla tüketmesi ve aynı grubun belirli bir sağlık sonucuna daha az rastlaması ilginç bir bulgu olabilir. Ancak bu insanların egzersiz alışkanlıkları, gelir düzeyleri, diğer beslenme tercihleri veya sağlık hizmetlerine erişimleri de farklı olabilir.
Bilimsel araştırmalar bu tür değişkenleri mümkün olduğunca hesaba katmaya çalışır. Yine de tek bir çalışma çoğu zaman bütün soruların son yanıtı değildir.
Bu nedenle sağlık haberlerinde araştırmanın türü ve sınırlılıkları önemlidir.
Bilimsel dürüstlük bazen “Henüz bilmiyoruz” diyebilmeyi gerektirir.
Güncellik Sağlık Bilgisinde Neden Önemli?
İnternette on yıl önce yazılmış bir sağlık içeriği bugün hâlâ arama sonuçlarında karşımıza çıkabilir.
Bu içerik yayımlandığı dönemde doğru bilgiler içermiş olabilir. Ancak tıbbi rehberler, ilaç güvenliği bilgileri, tarama önerileri ve tedavi yaklaşımları zaman içinde değişebilir.
Dolayısıyla sağlık içeriğinde yalnızca “Bu bilgi doğru mu?” sorusu yeterli değildir.
“Bu bilgi hâlâ güncel mi?” sorusunu da sormak gerekir.
Güvenilir sağlık sayfalarının yayımlanma veya güncellenme tarihini göstermesi bu nedenle değerlidir.
Tarih tek başına kalite garantisi değildir; fakat okuyucuya önemli bir bağlam sağlar.
Özellikle ilaçlar, bulaşıcı hastalıklar, aşılar ve klinik öneriler gibi değişebilen konularda eski bir içeriğin güncel uygulamayla karıştırılmaması gerekir.
Kişisel Deneyim Kanıtla Aynı Şey Değildir
Sosyal medyada sağlıkla ilgili en ikna edici içeriklerden bazıları kişisel deneyimlerdir.
“Ben kullandım ve geçti.”
“Bir yakınım bunu yaptı ve çok fayda gördü.”
“Bende işe yaradı, herkeste işe yarar.”
Bu anlatılar gerçek olabilir. İnsanların yaşadıkları deneyimleri paylaşmalarında da başlı başına bir sorun yoktur.
Sorun, bireysel deneyimin bilimsel kanıt yerine kullanılmaya başlanmasıdır.
Bir kişinin belirli bir ürünü kullandıktan sonra kendisini daha iyi hissetmesi, iyileşmenin kesin olarak o üründen kaynaklandığını göstermez.
Belirtiler kendiliğinden değişmiş olabilir. Aynı dönemde başka bir tedavi uygulanmış olabilir. Beklenti etkisi rol oynamış olabilir. Ölçülmeyen başka faktörler bulunabilir.
Bilimsel araştırmaların kontrol grupları, örneklem büyüklükleri ve istatistiksel yöntemler kullanmasının nedeni tam olarak budur.
Tek bir insanın deneyiminden herkes için geçerli sonuç çıkarılamaz.
Bu ayrım özellikle takviye ürünleri, alternatif yöntemler ve hızlı sonuç vaat eden sağlık içeriklerinde önemlidir.
“Doğal” Kelimesi Güvenli Anlamına Gelmez
Sağlık pazarlamasında en güçlü kelimelerden biri “doğal” olabilir.
Doğal ürünlerin otomatik olarak güvenli, sentetik ürünlerin ise otomatik olarak zararlı olduğu düşüncesi oldukça yaygın.
Fakat doğada bulunan bir maddenin insan sağlığı açısından güvenli olup olmadığı; dozuna, kullanım şekline, kişinin sağlık durumuna ve diğer maddelerle etkileşimine bağlı olabilir.
Pek çok güçlü biyolojik madde zaten doğada bulunur.
Bitkisel ürünler de kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir veya bazı kişiler için uygun olmayabilir.
Bu nedenle “doğal” ifadesi tıbbi güvenlik değerlendirmesinin yerine geçmez.
Aynı şekilde “kimyasal içermez” gibi ifadeler de bilimsel açıdan sorunludur. Çünkü çevremizdeki ve vücudumuzdaki maddelerin tamamı kimyasal yapılardan oluşur.
Sağlık konusunda bir ürünün güvenliğini değerlendirmek için pazarlama kelimelerinden çok içerik, doz, kalite kontrolü ve bilimsel kanıt önemlidir.
Sağlık Bilgisinde Satış İlişkisini Görmek
Bir sağlık içeriğini değerlendirirken benim özellikle baktığım konulardan biri şudur:
Bu içerik bana bilgi mi veriyor, yoksa sonunda bir şey satmaya mı çalışıyor?
Elbette ticari bir şirketin yayımladığı her bilgi yanlış değildir.
Ancak içerikte belirli bir ürünün satışından ekonomik çıkar elde eden taraf bulunuyorsa okuyucunun bunu bilmesi gerekir.
Örneğin bir yazı önce yaygın bir sağlık sorununu son derece korkutucu biçimde anlatıyor, ardından yalnızca kendi sattığı ürünü çözüm olarak sunuyorsa burada çıkar ilişkisini dikkate almak gerekir.
Benzer şekilde sponsorlu içeriklerin haber veya bağımsız sağlık rehberi görünümünde sunulması da okuyucunun değerlendirmesini zorlaştırır.
Şeffaflık burada temel ilkedir.
Reklam reklam olarak, editoryal içerik editoryal içerik olarak anlaşılabilmelidir.
Yapay Zekâ Sağlık Sorularında Nasıl Kullanılmalı?
Yapay zekâ araçları sağlık konusunda yeni bir bilgi erişim kanalı oluşturdu.
Karmaşık bir tıbbi terimi daha anlaşılır biçimde açıklamak, doktora sorulabilecek soruları hazırlamak veya uzun bir sağlık metninin ana noktalarını anlamak için yararlı olabilirler.
Fakat önemli bir sınır var.
Yapay zekâ sistemi hastayı fiziksel olarak muayene etmez. Laboratuvar sonuçlarının bütün klinik bağlamını kendiliğinden bilmez. Eksik veya yanlış bilgi verildiğinde buna dayanarak hatalı sonuç çıkarabilir.
Üstelik oldukça ikna edici bir dille yanlış bilgi üretme ihtimali de vardır.
Bu nedenle yapay zekâyı “doktor yerine geçen sistem” olarak değil, sağlık bilgisini anlamaya yardımcı olabilecek bir araç olarak görmek daha doğru.
Özellikle kişisel teşhis, ilaç başlatma veya bırakma, doz değiştirme ve acil durum değerlendirmesi gibi konularda otomatik sistemlerin verdiği yanıta dayanarak karar verilmemeli.
Teknoloji sağlık hizmetlerine yardımcı olabilir.
Ama yardım etmek ile sağlık profesyonelinin yerini almak aynı şey değildir.
İyi Sağlık Haberciliği Korkutmadan Bilgilendirmeli
Sağlık haberleri insanların dikkatini kolayca çeker.
“Kanser riskini artırıyor”, “sessiz tehlike”, “bu belirtiyi sakın görmezden gelmeyin” gibi başlıkların sık kullanılmasının nedenlerinden biri de budur.
Ancak sağlık haberciliğinin amacı okuyucunun korkusunu artırmak değil, doğru bilgi edinmesini sağlamak olmalı.
Risk anlatılırken mutlak ve göreli risk arasındaki fark önemlidir.
Örneğin bir araştırmada belirli bir riskin yüzde 50 arttığı söylenebilir. Bu oldukça büyük görünebilir.
Fakat başlangıçtaki risk 10.000 kişide 2 ise yüzde 50 artış 10.000 kişide 3 anlamına gelir.
Her iki ifade de matematiksel olarak doğru olabilir; ancak okuyucuda oluşturdukları izlenim çok farklıdır.
Bu nedenle sağlık haberlerinde rakamların bağlamıyla birlikte verilmesi gerekir.
Aynı şekilde hayvan veya laboratuvar çalışmalarından elde edilen sonuçların insanlarda kesin olarak aynı sonucu oluşturacağı varsayılmamalıdır.
Bir araştırmanın hangi aşamada olduğu açıkça belirtilmelidir.
İnternette Sağlık Bilgisini Kontrol Etmek İçin Beş Soru
Bir sağlık içeriğiyle karşılaştığımda şu beş sorunun oldukça kullanışlı olduğunu düşünüyorum.
Bir: Kaynak kim?
İçeriği hazırlayan kişi veya kurum açıkça belirtilmiş mi?
İki: Kanıt nerede?
İddialar güvenilir araştırmalara veya sağlık kurumlarının bilgilerine dayanıyor mu?
Üç: İçerik ne zaman güncellendi?
Özellikle değişebilecek sağlık önerilerinde tarih önemli.
Dört: Bir şey satılıyor mu?
İçerikle ürün veya hizmet satışı arasında ekonomik ilişki bulunuyor mu?
Beş: İddia gereğinden fazla kesin mi?
“Kesin tedavi”, “mucize”, “herkeste işe yarar” gibi ifadeler kullanılıyor mu?
Bu beş soru bütün yanlış bilgileri yakalayamaz.
Ama birkaç saniyelik kontrol bile internette karşılaştığımız sağlık içeriklerini daha bilinçli değerlendirmemize yardımcı olabilir.
Ne Zaman İnterneti Bırakıp Sağlık Hizmetine Başvurmalı?
Sağlık okuryazarlığının önemli bir parçası, internet araştırmasının sınırını bilmektir.
Bazı belirtilerde internette daha fazla içerik okumak yerine profesyonel değerlendirme gerekir.
Özellikle ciddi veya hızla kötüleşen belirtiler, nefes almada belirgin güçlük, bilinç değişikliği, ciddi yaralanma, şiddetli göğüs ağrısı veya başka acil durum belirtilerinde çevrimiçi araştırmayla zaman kaybedilmemelidir.
Türkiye'de acil yardım numarası 112'dir.
Acil olmayan ancak devam eden veya endişe oluşturan sağlık sorunlarında da kişisel değerlendirme için uygun sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
İnternetteki genel bilgi, kişinin tıbbi geçmişini bilen sağlık profesyonelinin değerlendirmesinin yerine geçmez.
Sağlık Okuryazarlığı Aslında Karar Verme Becerisidir
Sağlık okuryazarlığını yalnızca tıbbi terimleri bilmek olarak düşünmemek gerekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü sağlık okuryazarlığını insanların sağlıkla ilgili bilgilere erişmesi, bunları anlaması, değerlendirmesi ve kullanmasıyla ilişkili daha geniş bir çerçevede ele alıyor.
Bu yaklaşım önemli.
Çünkü bugün sorun yalnızca bilgi eksikliği değil.
Bazen bilgi fazlalığı da sorun oluşturuyor.
Aynı konu hakkında birbirine tamamen zıt onlarca açıklamayla karşılaşabiliyoruz.
Bu durumda insanın ihtiyacı daha fazla içerik değil; içeriğin kalitesini değerlendirebilecek yöntemler.
Sağlık okuryazarlığı tam olarak burada devreye giriyor.
İnternet Sağlık Bilgisini Demokratikleştirdi, Sorumluluğu da Artırdı
İnternetin sağlık bilgisine erişimde sağladığı imkânı küçümsememek gerekir.
İnsanlar hastalıklar hakkında temel bilgiler öğrenebiliyor, sağlık kurumlarına ulaşabiliyor, tıbbi terimleri araştırabiliyor ve doktor görüşmesine daha hazırlıklı gidebiliyor.
Bunlar önemli kazanımlar.
Ancak aynı ortamda bilimsel kanıtı olmayan yöntemler, eski bilgiler, reklam amaçlı içerikler ve doğrudan yanlış iddialar da bulunuyor.
Bu nedenle dijital çağın sağlık becerisi yalnızca arama yapabilmek değildir.
Kaynağı kontrol etmek, iddianın gücünü değerlendirmek, güncelliğe bakmak, ticari çıkarları fark etmek ve gerektiğinde profesyonel yardım istemek de aynı derecede önemlidir.
Bence internette sağlık bilgisi ararken aklımızda tutmamız gereken en basit ilke şu:
İnternet bize soru sormayı öğretebilir; fakat kişisel sağlık kararlarımızın bütün yanıtlarını tek başına vermemelidir.
Bilgiye erişimin kolaylaşması büyük bir fırsat.
Onu gerçekten yararlı hâle getirecek olan ise hangi bilgiye güveneceğimizi öğrenmek.
Kaynaklar ve ileri okuma
World Health Organization (WHO). Health literacy. Sağlık bilgisine erişme, anlama, değerlendirme ve kullanma becerilerine ilişkin kurumsal çerçeve.
World Health Organization (WHO). Infodemic. Sağlıkla ilgili aşırı bilgi yükü ve yanlış bilginin toplum sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalar.
MedlinePlus – U.S. National Library of Medicine. Evaluating Health Information. Çevrimiçi sağlık bilgisinin değerlendirilmesine ilişkin rehber.
National Institutes of Health / National Center for Complementary and Integrative Health (NCCIH). Finding and Evaluating Online Resources. İnternette sağlık kaynaklarını değerlendirirken dikkate alınabilecek ölçütler.
Editoryal not: Bu yazı sağlık okuryazarlığı ve internette sağlık bilgisinin değerlendirilmesi hakkında genel bilgilendirme ve yorum niteliğindedir. Teşhis veya tedavi önerisi değildir. Kişisel sağlık sorunlarında yetkili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.


